TÜBİTAK / TEYDEB BAŞKANLIĞI İLE AR-GE DESTEKLERİ HAKKINDA RÖPORTAJ

1. Ar-Ge denildiğinde işletmelerin aklına laboratuarlar, yüksek maliyetli yatırım harcamaları, üst düzey teknoloji ve yüksek kalifikasyona sahip personeller geliyor. Bu işletmeleri aydınlatmak adına siz Ar-Ge çalışmalarını nasıl tanımlıyorsunuz?

Endüstriyel Ar-Ge faaliyeti denildiğinde; her şeyden önce işletmenin rekabetçiliğine önemli katkı yapmak amacıyla, yenilikçi bir hedefe doğru yönlenmiş, birbirine bağlı sistematik adımları içeren, önceden çözümü bilinmeyen endüstriyel problemleri bilimsel metotlarla çözmeye yönelik yeni bilgi üreten faaliyeti anlamalıyız. Bu çalışmaların temel katkısı yeni bir bilgi sağlamasıdır. Bu bilgi yeni bir ürün, hizmet ya da daha fazla bilgi edinmek için kullanılabilir. Diğer faaliyetlere göre Ar-Ge faaliyeti daha fazla yaratıcılık ister. Yeni bir bilgi üretmek için mevcut kalıpların dışında düşünmek, sorunlara başka türlü bakabilmek ve bunları yaparken daha önce yapılanları bilmek gerekir. Bu tür bir faaliyetin işletmede gerçekleştirilebilmesi birçok ön koşula bağlı olmakla birlikte; insan gücü yetkinliği, altyapı yeterliliği, yönetim becerileri Ar-Ge faaliyetinin yürütülmesinde önemli faktörlerdir. İyi bir fikir gereklidir ancak yeterli değildir. Bu fikri bir ürüne ya da bir süreç değişikliğine doğru götürebilmek, fayda sağlayıcı bir sonuca dönüştürmek (ki buna inovasyon diyoruz) işletmelerin kurumsal kapasitelerini, vizyonlarını ve kaynak tahsislerini bu amaç doğrultusunda geliştirebilmelerine, yönlendirebilmelerine bağlıdır. Dolayısıyla Ar-Ge faaliyeti gerçekleştirmek sadece teknik bir iş olarak ele alınamaz: idari, mali, örgütsel boyutları vardır.

Ar-Ge çalışmalarının bir defaya mahsus olmayıp süreklilik içermesi ayırt edici yönlerinden biridir. Belli bir sistem içinde yapılan çalışmalar sonunda ortaya çıkan bilgi birikimi firmanın daha kaliteli/farklı/maliyet etkiv vb ürün ve hizmetleri pazara sunmasına yol açar.


2. Bugüne kadar hiç Ar-Ge çalışması yapmamış bir işletmenin bu konuda bir girişimde bulunması için ne tip altyapı gereksinimine ihtiyacı vardır. Hangi yolu izleyerek çalışmalarına başlamalarını tavsiye edersiniz?

Her sektörde Ar-Ge’ye başlanması için farklı öneriler yapılabilir, genel bir yaklaşım önerilecekse, üniversite işbirliğinin başlangıçta çok önemli bir ivme kazandıracağı, sonraki adımların doğru planlanabilmesi açısından çok yararlı olduğunu vurgulayabiliriz. Ayrıca firma üst yönetiminin de Ar-Ge ve yenilik süreçlerine inanmış olması bunu bir şirket politikası olarak benimseyip vizyon ve hedeflerini bu çalışmaların sonuçlarını da içerecek şekilde belirlemesi gerekir.

Ar-Ge faaliyeti bir sorunu çözmek, pazarın bilinen ya da bilinmeyen bir ihtiyacını karşılamak için başlatılabilir. Sadece Ar-Ge yapmak, konunun popüler olması ya da destek almak için bu çalışmalara başlanmaz. Bu yüzden Ar-Ge çalışmalarına başlamak için firmanın önce mevcut durumunu iyi analiz etmesi, rutin çalışmalarla tamamlanamayacak eksikliklerini belirlemesi gerekir. Daha sonra bu ihtiyaçları nasıl karşılayacağına karar vermelidir, firma içinde, ortaklıklarla ya da tamamen hizmet alımı ile Ar-Ge çalışmaları başlatılabilir. Bu kararda firmanın Ar-Ge alt yapısı potansiyeli, örneğin gerekli ekipmanı sağlayabilmesi, Ar-Ge personeline sahip olması ya da istihdam edebilecek imkanının olması gibi faktörler rol oynar.

3. Malum ülkemiz mucit insanlarla dolu. Ancak birçok yenilik sadece sözde ve teoride kalıyor ve bazen de çöpe atılıyor. İşletmelerin birçoğunun yakındığı husus mali açıdan yetersiz olmaları ve desteklerin de tam anlamıyla bu sorunu çözememesi. Elbette TUBİTAK olarak verdiğiniz destekler var ancak bu destekler yeni geliştirilen ürünlerin prototip üretimine kadarki süreci kapsıyor. Oysa işletmelerin bu çalışmaları kazanca dönüştürmeleri için seri üretime geçmeleri gerekiyor. Bu sorundan hareketle kurum olarak seri üretime yönelik yatırımlara destek vermeyi düşünüyor musunuz? Bu konuda işletmeleri yönlendirebileceğiniz başka fon kuruluşları var mı?

Türkiye’nin üye olduğu Dünya Ticaret Örgütü ve Gümrük Birliği Anlaşması gereğince “seri üretimin desteklenmesi” mümkün değildir. Zaten 1995’de Para Kredi Koordinasyon Kurulu’nun Resmi Gazetede yayımlanan Tebliğine dayalı başlatılan sanayi Ar-Ge Yardımı uygulaması da söz konusu kısıtların sadece Ar-Ge’ye yönelik desteklere izin vermesinden dolayı başlatılmıştır. Ancak Avrupa Birliği uygulamalarından bildiğimiz, KOBİ’lerin bütçesi düşük projelerinin ticarileştirme süreçleri bu kapsamda ele alınmamaktadır; bizde de KOSGEB’in bu aşamaya yönelik desteği bulunmaktadır. TÜBİTAK’ın bu yıl teknolojik yenilik odaklı iş fikirleri olan girişimciler için açtığı Aşamalı Destek programının da 4 aşamasından sonuncusu “ticarileştirme” süreçlerinde KOBİ’lerin en çok ihtiyaç duyduğu girişim sermayesi fonlarının etkin kullandırılması misyonu ile tasarlanmıştır. Henüz yeni gelişmekte olan ve mevzuat temeli tam şekillenmemiş bir alan olmakla birlikte bu programın aktifleşmesi ve yaygınlaşması ile birlikte geliştirilebileceğini düşünüyoruz.

Bu sene başlattığımız 1512 kodlu Bireysel girişimcilik aşamalı destek programımızda bireysel girişimci adayları teknolojik temele dayanan bir iş fikri işe yılın belli zamanlarında açılan çağrılara başvuruda bulunabiliyorlar. Kazananlar girişimcilik eğitimi ve iş rehberliği (mentorluk) desteği ile iş fikirlerini girişim planına çevirerek bir panel değerlendirmesine girecekler. İş planları uygun bulunanlara 100.000 TL ye kadar sermaye desteği sağlanacak ve firma kurmaları istenecek. Bu aşamada firmanın düzgün başlaması ve iş fikrini gerçekleştirebilmesi için ayrıca bir mentorluk hizmeti sağlanacak.

Kurulan ve 2. Aşamayı tamamlayan başlangıç firmalarının üretecekleri ürün ve hizmetlerden daha fazla Ar-Ge ihtiyacı olanlara 550.000 TL bütçeye kadar proje yapmaları ve 3. Aşamaya başvurmaları imkânı verilmiştir. Bu aşamaya Sanayi Bakanlığı Teknogirişim Programını tamamlayan ve Arge çalışmalarını sürdürmek isteyen firmalar da katılabilir.

Programın son aşamasında destek alan ve ürün ve hizmet yaratan firmaların bu çalışmalarının ticarileşmesi için girişim sermayesi firmalarına referans verilmesi ve firmaların kendi alanlarındaki yerleşik firmalarla tanıştırılması iş ilişkilerini geliştirecek ortamlara girmelerinim sağlanması gibi teşvik mekanizmaları yer alıyor.

Bir diğer yeni programımız 1514 Girişim sermayesi destek programı ise Ar-Ge yoğun teknoloji şirketlerinin ihtiyaç duydukları girişim sermayesi sağlayan risk sermayesi şirketlerine hibe destek verilmek üzere tasarlanmıştır.

Bu iki program da daha önceden prototip geliştirmeye kadar olan TÜBİTAK tarafından sağlanan Ar-Ge desteklerinin ticarileşme aşamalarını kapsayan unsurlarla genişletilmesine örnek olarak gösterilebilir.

4. Son yıllarda hibe desteği almak için başvuruda bulunan KOBİ sayısında nasıl bir gelişim söz konusu. Yılda ortalama kaç başvuru alıyorsunuz ve kaç işletmeye hibe desteği veriyorsunuz?

TEYDEB Destek programları kapsamında son 4 yıla bakıldığında, KOBİ’lerin proje başvuru payları 2008 yılında % 83, 2009 yılında % 81, 2010 ve 2011 yıllarında ise %78 olarak gerçekleşmiştir.

Aynı yıllar için desteklenen KOBİ projelerinin payı ise, 2008 ve 2009 yıllarında % 79, 2010 yılında % 75 ve 2011 yılında ise % 76 olarak gerçekleşmiştir.

1995-2011 yılları arasında TEYDEB tarafından özel sektör sanayi kuruluşlarına Ar-Ge projeleri kapsamında 2,5 Milyar TL (2011 yılı sabit fiyatlarıyla) hibe destek sağlanmıştır. Bu tutarın yaklaşık % 40 ‘ı olan 1 Milyar TL (2011 yılı sabit fiyatlarıyla) KOBİ’lere verilmiştir.

2008 yılında KOBİ’lere sağlanan hibe desteğin payı %46, 2009 yılında % 48, 2010 yılında %55 ve 2011 yılında % 58 olmuş, yıllar içerisinde yukarı yönde bir trend sağlanmıştır.

5. TEYDEB olarak KOBİ’lerin gelişimi için Ar-Ge çalışmalarını teşvik ediyorsunuz. Son yıllarda TEYDEB’in desteği ile dünya çapında başarı elde etmiş projeler var mı? Birkaç örnek verebilir misiniz?

Bu konuda teydeb.tubitak.gov.tr web sayfamızda yer alan Başarı Öykülerimize bakılabilir.

6. Özellikle 2012 yılında desteklerin çeşitleri oldukça artmış görünüyor. Fakat yine de dağıtılan fon miktarlarının ülke genelini düşündüğümüzde yeterli düzeyde olmadığını söyleyebiliriz. Önümüzdeki yıllarda bu fonların miktarlarında artış öngörülüyor mu?

Bu konuda özel sektörün Ar-Ge faaliyetlerine talebini artırmaya çalışıyoruz, yani nitelikli projeler yaparak daha fazla kamu desteklerinden faydalanmaları yönünde çalışmalar yürütüyoruz. Geliştirdiğimiz yeni destek programlarının önemli bir yararının bu yönde olacağını düşünüyoruz. Bu yıl başlattığımız Öncelikli Alanlar Ar-Ge Projeleri ile ilgili destek programı ve Aşamalı Destek Programına gösterilen ilgi tahminlerimizin çok üstünde oldu. Bu projelerin değerlendirme süreçlerinin 2013 başlarında tamamlanması ile dağıtılan hibe destek fonlarında bir artış bekliyoruz.

7. Uzun yıllardır üniversite-sanayi işbirliği konusu önemli bir sorun olarak ülke gündeminde yer alıyor. Peki sizce bu sorunun çözümüne yönelik olarak, akademinin sanayiyle ortak çalışmasını sağlayacak alternatif yöntemler önerebilir misiniz?

Aslında TEYDEB destek programları kapsamında üniversite-sanayi işbirliği teşvik edilmiş ve desteklenmiştir. Örneğin;
TEYDEB tarafından yürütülen tüm bu destek programları kapsamında, kuruluşlar tarafından üniversitelerden alınan danışmanlık hizmet alım giderleri de desteklenmekte ve proje önerilerinin değerlendirilmesi ve desteklenen projelerin dönemsel faaliyetlerinin izlenmesi için, üniversite ve araştırma kurumlarında görevli bilim insanlarıyla işbirliği yapılmaktadır.Türkiye’nin farklı yerlerindeki bilim insanlarının kuruluşları yerinde değerlendirmek üzere ziyaret etmesi bilginin yayılmasına ve uzun vadede üniversite ve sanayi arasında kalıcı bağların oluşmasına katkıda bulunmaktadır.

Üniversite Sanayi işbirliğini doğrudan artırmaya yönelik destek programı, “1505 TÜBİTAK Üniversite Sanayi İşbirliği Destek Programı”dır. Bu programda yapılan en son değişiklikler ile;
• Mevcut durumda yalnız KOBİ’lerin müşteri kuruluş olabildiği Destek Programı, KOBİ ve BÜYÜK her ölçekteki sermaye şirketinin başvurusuna açılmış,
• “KOBİ Yararına Teknoloji Transferi” olan Destek Programının adı “Üniversite-Sanayi İşbirliği Destek Programı” olarak değiştirilmiş,
• Yeni yapılacak başvurularda, proje bütçesi üst sınırı 300.000 TL’den 1.000.000 TL’ye, proje süresi üst sınırı 18 aydan 24 aya çıkarılmış,
• Müşteri Kuruluş KOBİ ise bütçenin %75’i, BÜYÜK ölçekli ise bütçenin %60’ı TÜBİTAK tarafından karşılanacak şekilde düzenleme yapılmış,
• “Dönem” tanımı değiştirilerek, gerek müşteri kuruluşun ve TÜBİTAK’ın bütçe paylarını proje özel hesabına yatırmasında, gerek yürütücü ve müşteri kuruluşların TÜBİTAK’a Ar-Ge Yardımı İstek Formunu (AGY305) sunmasında, gerekse Proje Teşvik İkramiyesinin (PTİ) ödenmesinde, proje başlangıç tarihinden projenin son dönemine kadar 6’şar aylık “dönem”ler esas alınacak şekilde düzenleme yapılmış,
• Daha önce müşteri kuruluştan tek seferde ve proje başında peşin olarak alınan kuruluş bütçe payının, yeni düzenleme ile 6 aylık proje gider akışına orantılı olarak taksitler halinde alınmasına yönelik düzenleme yapılmış,
• Proje bütçesinde Alet/teçhizat alımları bütçesine getirilen sınır (%25) kaldırılmış,
• Müşteri kuruluştan hizmet alımını destek kapsamı dışında tutan madde kaldırıldı. Müşteri kuruluşun proje sorumlusunun giderleri de dâhil olmak üzere, destek kapsamına alınan dönemsel bütçenin %10’u kadar müşteri kuruluştan hizmet alımlarının desteklenebilmesi sağlanmış,
• Farklı üniversitelerden araştırmacıların aynı proje ekibi içinde yer alabilmesine olanak tanınarak, çok disiplinli proje çalışmalarında bu Destekten yararlanılabilmesi için kolaylık sağlanmış,
• Eğitim ve Araştırma Hastanesi Personeli ile lisans mezunu Meslek Yüksek Okulu tam zamanlı Öğretim Görevlilerinin de Yürütücü/Araştırmacı olarak proje yapabilmelerine olanak tanınmış,
• Proje yürütücüsü ve araştırmacılara, tümü proje sonunda ödenmesi öngörülen PTİ’nin, 6 aylık her dönemin sonunda ödenmesine yönelik düzenleme yapılmıştır.

Ayrıca,

Özel sektör, kamu ve akademik işbirliğini teşvik eden mekanizmalar ve ortamın geliştirilmesi amacıyla, üniversite-sanayi işbirliğini içeren projelerin değerlendirme kriterlerinin iyileştirilmesi eylemi çerçevesinde, yukarıda açıklanan “1505 TÜBİTAK Üniversite Sanayi İşbirliği Destek Programı” mevzuat düzenlemesine ek olarak, “1501 TÜBİTAK Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı”nın da mevzuatında bazı değişiklikler yapılmıştır.

Bu değişikliklerin başlıcaları şunlardır:
• Yüksek bütçeli (> 10 milyon TL) proje başvurularında, proje kapsamında bütçenin en az %7’si kadar KOBİ’lerle ve en az %3’ü kadar Üniversitelerle/Kamu Araştırma Merkez ve Enstitüleri ile işbirlikleri yapma zorunluluğu getirilmiş,
• Projelerin Dönemsel Destek Oranını belirlemede firmalar arası “ortak proje yapma”, “üniversite-sanayi işbirlikleri”ni artırma konularına önem ve özendiricilik kazandırmak üzere, destek oranı parametrelerinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca; üniversitede yenilikçiliğin ve girişimciliğin tetiklenmesi amacıyla politika araçlarının geliştirilmesi çerçevesinde Teknoloji Transfer Ofislerinin desteklenmesine yönelik BTYK Kararı doğrultusunda, 1513 Teknoloji Transfer Ofisleri Destek Programı Uygulama Esasları yürürlüğe girmiştir.

Bu Program kapsamında;

Üniversitelerdeki bilgi ve teknolojinin, uygulamaya dönüştürülerek ticarileştirilmesi, üniversite ve özel sektör kuruluşları arasında işbirliği oluşturulması ve sanayinin ihtiyaç duyduğu bilgi ve teknolojinin üniversitede üretilmesine yardımcı olunması amacıyla faaliyet gösteren Teknoloji Transfer Ofisleri (TTO)’ni desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Programa başvuru yapabilecek kuruluşlar arasında; üniversiteler, üniversitelerin ortak olduğu şirketler, teknopark yönetici şirketleri, teknopark yönetici şirketinin ortak olduğu şirketler bulunmaktadır.

Program Destek Özellikleri:
• Destekleme süresi proje bazında 5 yıldır.
Bu süre en fazla 5 yıl daha uzatılabilir.
• Destek miktarı yıllık üst sınırı 2012 yılı için
1.000.000 TL’dir. Program kapsamında TTO’lar, yıllık bütçe planlamalarına göre ön ödemeli ve hibe şeklinde desteklenecektir.
• Destek oranı ilk 5 yıl %80, ikinci beş yıl için ise %60’tır.

8. 2010 yılına kadar Ar-Ge harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasılaya (GSYİH) oranını %2’ye yükseltmeyi hedefleyen ulusal stratejiye kurum olarak verdiğiniz desteklerle katkı sağlamaya çalıştınız. Peki, son durum nedir? Bu hedefe ulaşıldı mı?

Hedef koymak stratejik çalışmaların önemli bir parçasıdır. Bu doğrultuda planlama yapmanız, kaynak tahsis etmeniz önemli bir aşamadır. Henüz %2 hedefinden uzak olunmakla birlikte Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu son yıllarda aldığı önemli kararlarla bu doğrultuda planlama yapılmasını yönlendirmiştir. Araştırmacı sayısının artırılmasına yönelik önlemler, girişimciliğin desteklenmesi, üniversite-sanayi işbirliğine yönelik mekanizmaların oluşturulması, öncelikli alanlarımızın belirlenerek daha büyük kapsamlı projelerin özendirilmesi gibi çalışmalar bu hedefe ulaşılması konusunda kamunun etkinliğinin arttığını göstermektedir. Aynı şekilde özel sektörün de daha riskli ama teknolojik sıçrama yaparak uluslararası rekabete dönük projelere başlaması, kaynak ayırması gerekmektedir.

KAYNAK: KOBİPLUS DERGİSİ
GİRİŞ HAKKINDA HİBE NEDİR DUYURULAR İLETİŞİM ODS